6 Ocak 2016 Çarşamba
Kalashnikov
Litvanya gibi yolda yürürken çevirdiğiniz 3 adamdan 2'sinin şutör geri kalanlarında orta halli bir basketbol potansiyeli olduğu bir ülkede, kulüp tarihinde alt yapıdan dişe dokunabilecek özellikte sadece Zukauskas biraderlerin Eurelijus olanını çıkaran bir kulüpseniz bayağı bir şeyi yanlış yapıyorsunuz demektir. Litvanya Ligi'nin vasat takımlarından olan Neptunas bazı şeylerin yanlış gittiğini ancak 1994'de anlayabildi. Bir önceki sezon oynadıkları 22 maçın sadece 5'ini kazanabilen takımda koç Stasy Kaupys kulüpte para olmadığını ve diğer takımlar gibi altyapıya daha çok önem vermeleri gerektiğini söylüyordu. Arvydas'ın 1997'de kulübe katılması da bu vasıtayla gerçekleşti. Kleipada-Universty takımında altyapılarda harikalar yaratırken bir anda kendini Neptunas da buldu.O dönem için bu transferden cok da memnun olmadığını basketbolu bıraktıktan sonra şu cümlelerle ifade ediyordu; ''Litvanya'da her basketbolcunun hayali Rytas veya Zalgris'dir.Benim yeteneklerime o dönem sadece Neptunas'ın inanması büyük bir hayal kırıklığıydı..''
1997-1999 yılları arasında 3 sezon oynadığı Neptunas'da 14.7 sayı 4.4 asist ortalamaları yakalamıştı üstelik tüm bunları %53 hücum yüzdesiyle gerçekleştiriyordu!!.19 yaşında elde ettiği tüm bu görkemli istatistiklere rağmen belki de tüm kariyerinin özeti olacak şekilde Litvanya basketbolunda hep Saras ve Siskauskas'ın gölgesi altındaydı. 1999 da hayallerinin takımı Rytas'a giderken çok da mutlu değildi. O patron olmak istiyordu ama gittiği yerin patronu maalesef Siskauskas'dı. İçindeki bu liderlik hırsıyla giydiği Rytas formasıyla 4 yıda 143 maça çıkıp %58 ile 20.1 sayı ortalaması tuttururken onun adı artık Kalashnikov'du.2 002 ve 2003 de Litvanya Ligi MVP'si seçildikten sonra tüm Avrupa'da spotlar onun için yanıyordu...
2003 de İsveç'te yapılan Avrupa Şampiyonasında Finalde İspanya'yı 93-84 yenip altın madalyaya ulaşan Litvanya milli takımının en skorer ismi olmasına rağmen MVP yine Saras'dı. Yıllarca milli takımda ter döken bu iki ismin asla dillendirilmese de aralarındaki nefret tohumlarını ve rekabeti bir kat daha arttıran bir turnuva olmuştu ve bu savaşı kaybeden yine Arvydas'dı. Yine de bu turnuva Avrupa'nın kapılarını ona sonuna kadar açmıştı ve o yaz Tau Ceramica'ya transfer oldu. İlk yıl Copa Del Rey'i kazandırdı takımına. 2.yıl ise onun adına rüya gibiydi. Hem İspanya Liginde hem Euroleague'de finaldeydiler ve o artık kazanan tarafta olmak istiyordu. Ama yine istediği olmadı. İspanya Ligi'ni finalde Real'e, Euroleague'i ise Saras'ın harikalar yaratıp MVP seçildiği F4'de Maccabi'ye kaptırdılar. Harika kariyeri gölgede kalmaya devam ediyordu ve Arvydas kızgındı.
2005 yazında belki de hayatının en yanlış kararını verip NBA'e gitti. Hornets forması giydiği sezonun özeti 19 maç sadece 135 dakika attığı 44 sayıydı. İnanılmaz öfkeli ve hayal kırıklığı içerisindeydi. Sezon sonu Avrupa'ya dönmeye karar verdiğini şu agresif röportajla açıklıyordu: ''Bu yılı tamamen unutmak istiyorum. Malesef benim adıma herşey yanlış gitti. Çok kötü bir koçla ve berbat bir kulüple çalışmak zorunda kaldım. Gelecek sezon Hornets'e dönmeyeceğim çünkü NBA eğlenceli bir yer değil, kulüp ve takım arkadaşlarınızda size karşı asla dürüst davranmıyor''.
2006'da tekrar Avrupa'ya döndü.Olympiakos da Euroleague şampiyonluğu için adeta para sacan Angelopoulos biraderlerden 4 yıl için 9m euro'luk bi kontrat almıştı.Hala kanıtlayacağı şeyler olduğunu düşünüyordu ve ilk kez bir takımın esas oğlanıydı. Olympiakos formasını sadece 7 kez giymişken aşil tendonundan sakatlandı. Sezon onun için başlamadan sona eriyordu .Kariyerinin elinden kayıp gittiğini düşünüyordu. Ama içindeki kazanma hırsıyla ertesi sezon parkelere geri döndü.Euroleague de çeyrek finale kadar fırtınalar estirdi. 21.8 sayı ortalaması yakalamış ve %54 ile 3lük atıyordu.Çeyrek finalde rakipleri Messina'nın CSKA'sıydı. Ama onu esas ilgilendiren ne CSKA ne Messina'ydı onun rakibi Siskauskas'dı ve bu kez patronun kim oldugunu gösterecekti. Ne yazık ki kaybetmek bu adamın adeta kaderiydi ve sonuç yine değişmedi. Son zamanlarda Teodosic'in uzerine yapışan looser terimini belki de Avrupa'da en çok hak eden adam oydu.Ertesi sezonun hazırlık kampında bir kez daha aşil belası başına geldi ve kontratı feshedildi.Artık yolun sonuna gelmişti.Bu eşsiz yetenek henüz 30 yaşındayken kariyerini sonlandırmak zorunda kalıyordu...
Bu gözlerin izlediği Avrupa'nın en eşsiz şutörü ,sakatlıkların ve diğer esas oğlanların gölgesinde kalan bir kariyer KALASHNİKOV ARVYDAS MACIJAUSKAS..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder